Ana Sayfa Festival ve Konser Haberleri Wacken Open Air 2018

Wacken Open Air 2018

650
0

Dünyanın en baba Heavy Metal organizasyonundan bildiriyorum… Herkese Wacken Open Air’dan şeytan boynuzu \m/

Her metal müzik tutkununun ölmeden önce gitmeyi hayal ettiği festivaldir Wacken Open Air. Hatta metalciler arasında bu festivale gitmek “Hacı olmak” demektir. Wacken toprakları, daha doğrusu Wacken çamuru metalciler için kutsal topraklardır. Çamur önemli… Onu birazdan anlatırım.

Her yıl dünyanın her yerinden metalcilerin akın ettiği Wacken Open Air festivali bu yıl 28.kez düzenlendi. Amon Amarth, Kreator, Alice Cooper, Accept, Volbeat, Apocalyptica, Megadeth, Soilwork, Insomnium, Heaven Shall Burn, Lacuna Coil, Max-Igor Cavalera, Trivium ve daha niceleri 6 farklı sahnede 3 gün boyunca binlerce metalciye headbang yaptırdı.

Festival bitiminde her sene olduğu gibi bir sonraki sene festivalde sahne alacak ilk gruplar açıklandı ve beni büyük hüsrana uğrattı. Açıklanan ilk gruplar arasında Arch Enemy, Epica, Amorphis, Doro ve neredeyse her sene Wacken’de sahne almasına rağmen ne hikmetse benim gideceğim yıl gebe kalası tutan efsane vokalist Floor Jansen’li Nightwish var. Devamında Dimmu Borgir ve Judas Priest’in de 2018’de sahne alacağını öğrendiğimden beri “Nasıl etsem de önümüzdeki yıl da gitsem” diye planlar yapıyorum…Kısmet…

2017’yi benim için özel kılan şeylerden bir tanesi tabiki de bu sene benim de hacı olmam 🙂 Kutsal Wacken çamuru benim de orama burama bulaştı çok şükür. Bu günleri de gördük sonunda…Hayatımda hiç bir yere gittiğim için bu kadar küfür yediğimi hatırlamıyorum. Onu karıştırmayayım…Aynı şekilde bu kadar planlı-programlı gittiğim başka bir organizasyonda olmadı. Düğünümle hatta balayımla bile bu kadar uğraşmadım…

“İyi diyon bacım emma ben de gitmek istiyorum bu Vaken’e…Nasıl olüyür bu işler?”

Şimdi sizin için Türkiye’de bir ilk gerçekleştiriyor ve Wacken Open Air ile ilgili baştan sona işinizi kolaylaştıracak her türlü detayı virgülüne kadar anlatıyorum… Daha evvelden gitmiş olanların hiç bir işine yaramayacak bu bilgiler. Zaten ben de bunları ilk kez Wacken Open Air’a ayak basacaklar için yazıyorum. Biz giderken yoktu böyle yazılar falan filan… Kıymetini bilin uleeeeyn 😛

WACKEN OPEN AİR NEDİR?

İşbu yazıda “Wacken Open Air” isimli festival bu paragraftan sonra kısaca W.O.A. olarak anılacaktır…

W.O.A. 1990 yılında, Almanya’nın Itzehoe şehrine bağlı Wacken köyünde ‘Skyline’ isimli bir grup müzisyen gencin, tarlanın ortasında bir eğlence düzenlemesiyle başlamış. Hala daha açılışı ve kapanışı bu grup yapıyor. Her sene böyle mi bilmiyorum ama en azından bu yıl böyleydi. Seneye kısmet olur da gidebilirsem bakarım öyle miymiş değil miymiş diye.

O gün bugündür bu festival benimsenmiş. İlk yıl örneğin 100 kişinin katıldığı festivale sonraki yıllar katılım gitgide artmış. Buna bağlı olarak festivale katılan gruplar da büyümeye başlamış. Yüzbinleri bulan bilet satışları ve yüzlerce grubun katılımıyla bugünlere gelmiş.

Başlangıçtan bugüne kadar festival alanından kamp alanına, sahne alan gruplardan alandaki yiyecek meydanına kadar herşey giderek büyümüş. Nitekim tarla da giderek büyümüş… Satılan bilet miktarı artış gösterince bu kadar metal kafanın kamp yapabilmesi için organizasyon şeycisi (kimse o artık ben de bilmiyorum) yan parsel ön parsel dinlemeden etraftaki bütün tarlaları kiralamaya başlamış. Zira dünyanın her kıtasından gelen binlerce insan Wacken’de çadırda konaklıyor. Onu da sonra anlatacağım…

Sonuç olarak bugün gidebilmek için kendimizi parçaladığımız dünyanın en önemli metal müzik organizasyonu haline gelmeyi başarmış. Bugün metal müzik tutkunu genç-yaşlı kime sorsanız detaylı bilgisi olmasa bile W.O.A.’dan haberdardır.

100.yılını rahatlıkla görür kanaatindeyim. Ömrüm yeterse 50.yılına çocuğumu götürmeyi planlıyorum. Bakalım kısmet…

WACKEN KÖYÜ…

Wacken, aslında komşularından normal zamanlarda çok farklı bir yer değil. Küçük sevimli bir Alman köyü. 1800 kişi yaşıyor köyde. Hepsinin kendilerine ait evleri var. Hatta o kadar çok ev var ki bir kısmı boş sanırım.

Çoğu hayvancılıkla uğraşıyor. Ayrıca devletten de yardım alıyorlar. Üzerine bir de çalışmaya üşenmeyenler W.O.A. zamanı aklını kullanıp bir şeyler satan ya da evini, tarlasını kiralayanların keyfine diyecek yok.

Ayrıca köyde yine insandan çok inek var. Kamp alanına giriş yaptığımız yerde bile inek çiftliği var. Bu inek olayı size kamp alanında nahoş şeyler yaşatabilir. Fazla organik bir organizasyon anlayacağınız.

Köyün girişinde, üzerinde W.O.A. logosu olan bir inek heykeli bile var. Hatta festivalin logosundaki kurukafa bile inek kafası. İnek önemli…

WACKEN KÖYÜNDE YAŞAM

Bu festivali köyde yaşayan büyük-küçük herkes benimsemiş. İster arabesk dinlesin ister hardcore metalci olsun hiç önemli değil. Festival zamanı tüm köy metalci. Hatta çevre köyler bile.

Neden diyeceksiniz? Çünkü W.O.A. bu insanlar için çok önemli bir gelir kaynağı. Wacken’de ikamet eden kişilere ve çevre köylerde yaşayanlara, festival alanına giriş için ücretsiz bileklik dağıtılıyor. Fakat konser izlemek isterlerse onun için para ödemeleri gerekiyor.

Festival alanına girişte bileklik ve üst baş aramasından sonra sahnelere doğru ilerlediğinizde önünüze yine bir kontrol noktası çıkıyor. Başta anlam vermekte baya zorlandığım bu uygulama, sahnelerin olduğu bölümlere giriş yapanlar arasından, Wacken ve çevre köylerden gelenlerin tespit edilip konser izlemek için ücret ödemeye zorlayan bir uygulamaymış. Bileklikleri, biletli izleyicilerinkinden farklı bir bileklik zaten. Konser izlemedikleri takdirde festival alanında serseri mayın gibi dolaşabiliyorlar hiçbir sakınca yok…

Tarlası olan kamp alanına tarlasını kiraya verip dünyanın parasını kaldırıyor. Çadırda kalmak istemeyen rahatına düşkün metalciler için köyde bazı ev sahipleri evlerinin odalarını dünyanın parasına kiraya veriyor. Çadırda konaklayıp festival alanında duş ve tuvalet kullanamayan (benim gibiler) için evinin duş ve tuvaletini ücret karşılığı kullandıran var.

Bira zaten ucuz olduğu için marketlerden kasalarca bira ve içki satın alıp, evinin önünde mini partiler düzenleyip 0.60 Euro’luk birayı 1.20’den satıyor çoğu ev sahibi. “Enayi misiniz de onlardan alıyonuz marketten alsanıza vuhahahahahaha” Ah canııım biz hiç düşünememiştik bunu 😀 Sor bakıyım markette bira kalmış mı? Sor bakıyım kaç tane market var toplasan. Bütün köyü toplasan zaten Beşiktaş çarşı kadar. En fazla kaç market olabilir yani…

Festival alanında yemek yemek istemeyenler için yine evlerinin önüne stantlar kurup yiyecek satanlar var. Evinin önüne pazar kurup kamp malzemesi, tek kullanımlık mangal, yağmurluk ve kamp alanında iş görecek bilumum malzemeyi satanlar var. Geçen senelerden kalan W.O.A. temalı ürünleri ucuza toplayıp pahalıya satanlar mı istersin… Onlar da var.

Hatta çocuklar bile bisikletlerinin arkasına taktıkları küçük römork gibi şeyler ile kamp alanına kadar ücret karşılığı eşyalarınızı ya da bizzat sizi taşıyorlar. Ayakta duramayacak kadar kafası güzel nice insan için dev hizmet… Çadırınızı kendiniz buluyorsunuz tabi kamp alanından sonra. Çocukları içeri almıyorlar bileklikleri olmadığı için. Her şeyi devletten beklememek lazım…

Yani özetle neredeyse her evin önünde W.O.A. zamanı kullanılmak üzere yaptırılmış bir stand var. Olmayanlar da var ama neredeyse her evde en az bir adet W.O.A. flaması asılı. Evlerinin bahçesinde biralarını kafaya dikip geleni geçeni izliyorlar. Waaaaackkkköööööööeeeeen diye böğürenlere şeytan boynuzu kaldırarak cevap veriyorlar. Başka işe yaradıkları yok 😛

Bütün bu olan bitenle hiçbir ilgi ve alakası olmayan aileler bir hafta boyunca ölü taklidi yapıp evlerinden dışarı tırnak uçlarını dahi çıkarmıyorlar sanırım. Zira çok sayıda evin camları, kapıları sıkı sıkı kapalı vaziyetteydi. Hepsi birden tatile falan çıkmadılarsa eğer dediğim gibi ölü taklidi yapıyorlar demektir.

Hazır konusu açılmışken belirteyim… Köy sokaklarında ve kamp alanında mütemadiyen birileri “Waaaaaaaaakkkkkkkkköööööööööööeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeennnnnn” diye bağırıyor. Diğerleri de ona aynı şekilde bağırarak karşılık veriyorlar. Balinaların haberleşme çağrısı gibi bir şey. Amacı nedir bilmiyorum ama kalabalığa uyup birkaç kez biz de yaptık. Millet de cevap verdi. İçimden Angela Gossow çıktı resmen. Gruplara brutal vokalistlik yapılır…

Aynı şekilde arada bizim de milletin çağrılarına cevap verdiğimiz oldu. İnanın neden yaptık biz de bilmiyoruz. Çok da şeyapmayın. Siz de bir Vaaaköööön deyiverin canım. Ağzınıza yapışmaz sonuçta.

Bunlarla da bitmiş değil. Festival bittikten ve kamp alanında insanlar dağıldıktan sonra, köy halkı alana çöreklenip, kampçılardan geriye kalan kullanılabilir durumdaki eşyaları ve depozitolu bira kutularını topluyorlar. Neden acaba???

Bütün bu hengâme bittikten sonra bir sonraki seneye kadar köylerinde mutlu inekleri ile sessiz yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Yani öyledir diye düşünüyorum. Ben Wacken’de yaşasam mimarlık yapamam mesela yüksek ihtimalle. Ya da yok ya yaparım. Çiftlik falan çizerim millete. İnekler için barınak falan. Oooh mis. W.O.A.’da beleş. Hem de her sene. Ben gidiyorum millet kendinize iyi bakın…

Akşamları kamp veya festival alanının dışına çıktığım zamanlarda dikkatimi çeken bir durum var ki o da Wacken’in geceleri fazla ıssız ve karanlık oluşu. Sokak lambaları o kadar cılız ki telefon feneri ile yol bulmak zorunda kaldık. Ayrıca az önce bahsettiğim camı, kapısı sıkı sıkı kapatılmış ve hiçbir ışığı yanmayan evler biraz korku filmi seti hissi uyandırdı üzerimde. Yani böyle bir kasabaya macera falan yaşamaya gidip sonra sinek gibi teker teker kaybolan ergenler üzerine senaryosu olan bir korku filmi projeniz var ise Wacken’de çekebilirsiniz rahatlıkla.

Bir de sürekli yağmurlu ve soğuk. Atmosfer mükemmel yani istediğiniz korku-gerilim filmini rahatlıkla çekersiniz. Yaz-kış demeden yağmur yağıyor zaten. Hatta yıldırım falan bile düşebilir şanslıysanız.

Tabi bütün bu anlattıklarımı kendi gözlerinizle görebilmek için bilet sahibi olmalısınız önce. Bu angarya ile ilgili size detaylı bilgiyi bir sonraki yazıda aktaracağım. Gerçi biletiniz olmadan da bu anlattıklarımı gidip görebilirsiniz ama içerdeki asıl komedileri görebilmek için bilet gerekli. Tabi bir de konser izleyebilmek için.

WACKEN’DE BESLENME

Beslenme sorunsalınız için sizi Ali’s Bistro’ya gönderiyor, şimdiden afiyet olsun diyorum. Her türlü Türk yemeğini bulursunuz. Canınız isterse rakı bile içersiniz. Hatta iki kadeh rakı arasında mis gibi çayınızı da içersiniz. Gırla sohbet muhabbet de cabası…

Festival alanında beslenme ile ilgili bilgi istiyorsanız onun için az daha sabredin.

WACKEN’DE KONAKLAMA

Aslında bu gibi konular ile alakalı detayları yakında yayınlayacağım yazıda paylaştım ama bizim buradaki asıl mevzumuz sıradan bir günde Wacken’de neler yapılabileceği ile alakalı olduğu için kısaca konaklamadan da bahsedeyim.

Wacken’in içinde otel yok maalesef. Çadırınız var ise uygun bir yer bulup oraya çökebilirsiniz. Ya da karavan da olur. Hatta karavan belki daha bile konforlu olacaktır.

Otel konaklaması arıyorsanız çevre köylerde şansınızı denemeniz gerekecek.

Ve size bir güzel haber daha. Sizi zahmetten kurtardım ve Wacken’de Couchsurfing ile ev sahipliği yapan kimsenin olup olmadığına baktım. Ne kadar fedakarım allahım yallebbim 😀

Diyeceksiniz ki kaç kişi yaşıyor ki toplasan da kaçı evini açacak misafire. Az da olsa Wacken’de size ev sahipliği yapacak insan var. Festival zamanı durum nedir bilemiyorum. Ama festival zamanı kamp alanında konaklamak istemeyenler için evinin bahçesini mini bir kamp alanına dönüştüren insanlar var.

Yine çadırda konaklayacaksınız ama en azından duş ve tuvalet gibi alanları daha az kişi ile paylaşacağınız için düşünülebilir bir seçenek.

WACKEN’E ULAŞIM

Wacken’e ulaşabilmek için öncelikle Itzehoe’ye ulaşmanız gerekiyor. Itzehoe’ye ulaşmak içinse önce Hamburg’a ulaşmanız lazım.

Başka bir yerden ulaşımı var mı bilmediğim ve araştırmaya da çok üşendiğim için sadece Hamburg’da ulaşımla yetineceğim zira Hamburg-Wacken ulaşım sorunsalı tek başına beni yeterince yormuştu.

Şahsi aracınız var ise küçük ve sevimli Alman köylerinden geçerek gayet rahat ulaşıyorsunuz. Hamburg merkezden şu rotayı izleyerek gidebilirsiniz. Zaten belli bir yerden sonra “Wacken” tabelalarını da görmeye başlarsınız. Hatta festival zamanı direk “Festival Alanı” tabelaları bile görürsünüz. Türkçe değil tabi. Almanca ya da İngilizce görürsünüz 🙂

Eğer aracı olmayan halkın içinden biriyseniz Hamburg’dan trene binmeniz lazım. DB ile saat başı Hamburg’dan Itzehoe’ye tren mevcut. Şu linki kullanarak internet üzerinden bilet alabilirsiniz. Yok değilse o vakit istasyondan gidip de alabilirsiniz.

Tren yolculuğu yaklaşık 1-1.5 saat civarı sürüyor. Günübirlik bile gidilip gelinebilir bir yer aslında.

Festival zamanı 10 Euro karşılığında belirle saatlerde kalkan servislere binerek Wacken’e ulaşılıyor. Itzehoe ve Wacken arası 20 km falan gibi bir mesafe. Sanırım toplu taşıma var Itzehoe’den Wacken’e.

Benden şimdilik bu kadar. W.O.A. ile ilgili tüm detaylar yakında geliyor 🙂